Sabah yürüyüşü
İki aydır sabahları yürüyorum. Kırk dakika, telefon cepte ve sessizde.
Başlarken amacım hareketsizliği kırmaktı. Açıkçası o tarafta kayda değer bir değişiklik yok. Değişen şey başka bir yerde oldu.
Beklenmeyen kısım
Günün ilk kararlarını daha sakin veriyorum.
Sebebini şöyle açıklayabiliyorum: yürürken kafamdaki dağınık iş listesi kendiliğinden sıraya giriyor. Hiçbir şey yazmıyorum, bilinçli olarak düşünmüyorum bile; sadece yürüyorum ve bir yerde “önce şunu yapmam lazım” diye bir cümle beliriyor.
Masaya oturduğumda neyle başlayacağımı zaten biliyorum. Eskiden ilk yarım saat, ne yapacağıma karar vermeye giderdi. O yarım saat kalkınca günün tamamı toparlanıyor.
Telefonun rolü
İlk hafta müzik ve podcast dinledim. İkinci hafta denemek için kapattım ve fark ettim ki asıl işe yarayan kısım sessizlikmiş.
Bir şey dinlerken zihin boşta kalmıyor, dolayısıyla o kendiliğinden sıralama olmuyor. Kulaklıkla yürümek sadece yürümek oluyor; sessiz yürümek düşünmek oluyor.
Bu bana biraz da şunu düşündürdü: gün içinde hiç boşluk bırakmıyoruz. Sırada beklerken, yürürken, otobüste — hepsinde eline bir ekran alıyorsun. O boşlukların bir işlevi varmış.
Kış sorusu
Tek endişem havaların soğuması. Bu alışkanlığın karanlıkta ve yağmurda devam edip etmeyeceğini bilmiyorum.
Şimdiden bir plan yapmayacağım. Kasım geldiğinde ne olduğunu buraya yazarım.